19.06.2017 / Muğla – Sabahın ilk ışıklarıyla 4 gün boyunca balık tutacağımız denizin yüzbinlerce yıllık sahipleriyle iletişim kurup selamlaşacağımız yere, Muğla’ya gelmiştik uzun bir araba yolculuğunun ardından. Tepeden aşağı inerken koylar burunlar ve körfezler hem denizleri hem de içimizi ısıtan güneş tarafından yeniden aydınlanıyor, yeni bir gün başlıyordu. Yeni bir gün; yeni balıklar, yeni maceralar demekti. Kıyıya inip oltalarımızı hazırlayıncaya kadar bayağı bir vakit geçmişti zaten. Güneşin en tepeye doğru yükseldiği bu vakitlerde uygulanabilecek en iyi yöntem de tabiki de LRF yöntemiydi. Oltalarımıza bu sefer bu meralarda verim alacağımızı umduğumuz micro jigleri takmış, atışlarımızı onlarla gerçekleştiriyorduk. Aradan bir saat geçmesine rağmen vuruş alamayınca biz de kokulu silikon kurtlarımızı jiglerimizin tekli iğnelerine takıp ava öyle devam etmeye karar verdik. Bu yöntem değişikliği işe yaradı. Buralara özgü bir balık olan ama daha önce hiç yakalamadığımız lokum balıklarını yakalamaya başladık. Gerçekten de kocaman ağızlarıyla jige şiddetle saldırdıklarına göre kokulu silikonlarımızı çok beğenmiş olmalılardı. Bu yöntemle 3 tane lokum balığı kandırdıktan sonra sadece jigle birkaç atış daha yapmaya karar verdik. 10,5 gramlık bir jigle bir lokum balığı daha alıp öğleden önceki avı sonlandırdık. Yakaladığımız 4 lokum balığını da ait oldukları kristal mavisi sulara iade ettik. Öğleden sonra güneş batarken Ergün Kaptan’ın kayığıyla kıyıya yakın bir şamandıraya bağlandık ve LRF yöntemiyle orda denemeler yaptık. Bu sefer de silikon kurt jig head kombinasyonlarıyla 2 lokum balığı ve bir hani balığı yakalayıp kıyıya geldik. Yakaladığımız balıkları fotoğrafladıktan sonra hani balığını deniz iade edip lokum balıklarını gece atacağımız oltalarımıza yem olarak kullanmak üzere alıkoyduk. Oltanız suda balığınız bol olsun.
23.11.2019 / Çanakkale – Bazı gölgeler vardır görebilmek için kör olmak gerekir. Bazı sesler vardır duyabilmek için sağır olmak gerekir. Bazı hedefler vardır ulaşabilmek için deli olmak gerekir. Ama kime göre neye göre işte bütün mesele budur. Vedat Kaptan’la yine bu sorulara cevap aramak için limanda saat 7.30 civarı buluştuk ve saat 8 gibi yen maceralara, yeni cevaplara ve yeni balıklara doğru yola koyulduk. Hedefimizde yine geçen seferki gibi mercan balıkları vardı. Avlandığımız kristal mavisi sularda oltamıza genellikle üç tür mercan geliyor. Bunlardan ağırlıklı olarak avını yaptığımız mercan türü has mercan ya da daha bilinen adıyla kırma mercan. Vitrin mercanı ve sivriburun mercan da denilmekte. Genellikle kırma taşlık ve kumlu bölgelerde bulunan bu mercan genellikle küçük topluluklar halinde yaşarlar ve yaşadıkları bölgeyi yaşamları boyunca hiç terk etmezler. Avlandığımız sularda en fazla 1 kg ağırlığa ulaştığı görülen bu mercan türü sportif balıkçılık açısından çok değerl...