01.01.2026 – Balıkesir / Bu yılbaşı tatilini de Türkiye’de geçirmeye karar vermiş, Aralık ortası gibi İspanya ve Almanya’dan bir sürü kalamar zokası ve yeni bir makine getirerek ülkemize dönmüş, aylardır hayalini kurduğumuz kalamarları kovalamak için sabırsızlanıyorduk. Aralık ayı denemelerimiz nispeten verimsiz geçmiş, Istanbul’da yakaladığımız birkaç iri deniz salyangozu ve midyeyle tuttuğumuz lapinler dışında oltamızı ziyaret eden olmamıştı. Balıkesir, Çanakkale, Edremit ve Saros körfezi taraflarına defalarca kalamar hedefli yolculuklara çıkmış ama hiç sonuç alamamıştık, hatta takip ya da vuruş bile alamıyorduk. Yeni yıla girmemizle gitgide büyüyen ay hafta sonu dolunaya dönüşecekti ve biz de yılmadan yeni keşfettiğimiz meralarımızın birine günübirlik bir yolculuğa çıktık. Daiwa Emeraldas kombin yapmış ve hem turkuaz mavi takımımız hem de yıllardır kafadan bacaklılarla denk gelememiş olan bizler karanlık denizlerin gizemli sakinleriyle yeniden buluşabilmek amacıyla heyecanla 0 derece sıcaklıkta Bursa’nın karlı dağlarının arasında yol alıyorduk. Yolda köfte ekmek alıp güneş batarken merada olabilmek amacıyla vakit kaybetmeden pek mola vermeyerek güneş batmasına yarım saat kala meraya varmayı başardık. Güneş saat 6 gibi batacaktı ve arabayı park ettiğimiz yere pek de uzak olmayan atış yapacağımız kayalıklarda yerimizi alıp çalışmaya başladık. Bir takımda Fladen WOG 3.5, bir takımda da Yo-Zuri AURİQ Long Cast 3.0 mor renkli zoka takılıydı ve ileri atıp diplettikten sonra çeşitli aksiyonlarla çekiyorduk. Merada 200 metre kadar açıkta kalamara gezen bir balıkçı teknesi ve az ileride yine spin takımlarla kalamara çalışan avcılar vardı. Güneş batarken gelen ilk vuruş harika bir kalamardı (loligo vulgaris) ve Fladen WOG’a vurmuştu, güneş ufuk çizgisinde kaybolunca alacakaranlıkta bir kalamar daha bu zokayı tercih etti ve biz de küçük bir koyun burun kısmından soğuk ve karanlık havada çalışmaya devam ettik. O sırada fark ettik ki işin sırrı zokayı ileri attıktan sonra dibe inmesini beklerken 0dan 50ye kadar değil 1000den 1050ye kadar saymaktı. Mera otluk ve deniz çayırı karışık olduğundan dibe takılmalar zoka kaybıyla sonuçlanmıyordu ve misinadan tutup çekerek takılma olduğunda kolayca zokayı dipten ayırabiliyorduk. Yine ileride kerteriz olarak kabul ettiğimiz beyaz bir kayaya doğru bir atış yapıp tepemizdeki parlayan ayın aydınlattığı denizde yavaşça hiçbir jerk yapmadan çektiğimiz 3.5 luk turuncu glow zokaya sağlam bir vuruş geldi. Kamışın hassasiyeti sayesinde dokunaçların zokayı sarışını hissedebiliyorduk. Derken yarı yolda boşalan olta da bir kez daha ağırlaştı ve kıyıya kadar zokayı çektik, kafa fenerimizle suyun içine baktığımızda bunun harika bir sübye olduğunu gördük. Daha önce hiç sübye tutmamıştık ama ne yazık ki bu güzel canlıyı kıyıya almamıza az kalmışken kaybettik. Hiç vakit kaybetmeden aynı yere bir atış daha gerçekleştirip takımı iyice diplettikten sonra yavaş yavaş çekmeye başladık ve o büyülü vuruş hem karanlığı hem de içimizi aydınlattı. Bu sefer açık kalamayla hiç boşluk vermeden çektik ve bu büyüleyici canlıyı kıyıya almayı başardık. Sinirli bakışları, ufak dokunaçları ve kamuflaj renklerine dönüşmüş sırtıyla harika bir sübyeydi (Sepia officinalis) . Türkiye sularında yerel türlerden şu ana kadar yakalamadığımız tek tür olan bu canlıyla tanışabilmek bizim için büyük bir sevinç ve onur kaynağıydı. Kendisiyle birkaç poz fotoğraf aldıktan sonra ait olduğu yere geri gönderdik. Çok vakit geçmeden bir hafif bir vuruş daha aldık ve gelen kendi boyu kadar olan zokaya atlayan küçük bir sübyeydi, çok korkmuş gözüküyordu ve etrafa bir sürü mürekkep sümkürdü, meraya bir güzel iz bıraktı. Bu güzelliği de sevip ait olduğu karanlık sulara geri gönderdik. Olta attığımız yerde mürekkepten kıyıdaki su simsiyah olmuştu ve dip gözükmüyordu. Bu sırada kayalardaki mürekkep izlerine bakınca Heidelberg’te arkadaşlarla bir mekânda tanıştığımız Japon balıkçı arkadaş geldi aklımıza, o da Japonya’da eging yöntemiyle kalamar avcılığı yapıyordu ve meralarını seçerken hep yerlerdeki mürekkep izlerini aradığını söylemişti. Japonya’da kalamar avcılığı Eylül Mart arası yapılıyormuş ve Eylülde 2.5 luk zokalarla başlayıp git gide büyüterek marta doğru 3.5 luk zoka atıyorlarmış. Tuttukları kalamar ise Aori Ika isminde bizim Akdeniz’de Süveyş Kanalından girip son yıllarda özellikle Akdeniz’in doğu kıyılarında geniş yayılım gösteren Bigfin reef squid (Sepioteuthis lessoniana)’e benzeyen bir tür imiş. Şu ana kadar gelen bütün kafadanbacaklıları 3.5 luk Falden Wog zokayla yakalamıştık, çantada o kadar pahalı Japon zoka olmasına rağmen bu zokanın böylesine iş yapması şaşırtıcı şeydi doğrusu. Daha önce Çanakkale’de tekneden yaptığımız avlarda kalamar avcılığıyla geçimini sağlayan teknecilerin Japon zokalar kullanarak fark yarattığını gözlemlemiştik ve biz de Duel’in EZ-Q Cast serisinden yine turuncu renkli 3.5’luk hafif glow bir sahtesine şans vermeye karar verdik. İleri atıp beklememizin ardından çok geçmeden sağlam bir vuruş aldık ama yarı yolda yavaş çekmiş olmalıyız ki oltamız bir anda boşaldı. Yılmadan soğuk havada atışlara devam ettik ve yine açıkta sağlam bir vuruş aldık; aslında buna vuruş demek pek doğru olmaz, sadece atıp beklemiştik ve makinayla sarmaya başladığımıza zokanın üstünde bir canlı olduğunu fark ettik. Bu sefer hiç boşluk vermeden dikkatlice çekerek bu irice sübyeyi de kıyıya almayı başardık. Bu arkadaşı kalamarlarla beraber akşam yemeği olmak üzere alıkoyduk. Gitgide soğuyan hava nedeniyle daha fazla duramadık ve 9.30 gibi avı sonlandırdık. Toplamda 3 sübye ve 2 kalamar aldığımız harika bir av gerçekleştirmiş olduk. Oltamıza gelen ve gelmeyen bütün canlılara sonsuz teşekkürler. Tekrar görüşmek dileğiyle, umarız sübyeler ağızlarına layık yemler bulabilirler ve kalamarlar da egenin karanlık sularında özgürce avlanmaya devam ederler. Oltanız suda balığınız bol osun.

 

Daiwa Emeraldas S 53M 253 cm, 7–21 gr
Daiwa Emeraldas E 3000S-H
Daiwa J-Braid Grand 0.16 mm
Daiwa Prorex Soft Fluorocarbon Shock Leader 0.30 mm
Fladen Wog 3.5
Duel EZ-Q Cast 3.5

 

Okuma Dead Ringer 258 cm 12-45 gr
Okuma Ceymar 40-c
0.20mm ip
Daiwa Prorex Soft Fluorocarbon Shock Leader 0.36 mm
Fladen Wog 3.5



























Bu blogdaki popüler yayınlar