03.04.2026 – Baden-Württemberg / Uzun ve soğuk geçen kışın ardından Nisan ayının gelmesiyle doğa yeniden canlanmış ve gri ormanlar tekrardan renklenmişti. Paskalya tatilinin ilk günü olan cuma günü için yavaştan ısınma sinyalleri veren havanın da etkisiyle alabalık meramızı ziyaret etmek için planlar yapmıştık. Sabah erkenden kalkıp önceki geceden hazırladığımız çantamızı ve kumanyalarımızı alıp yola koyulduk. Hava rüzgarlı ve kapalıydı, sıcaklık 8 derece civarı olsa da hissedilen çok daha düşüktü. Meraya vardığımızda meranın civarında normalde olduğunda daha fazla oltacı olduğunu gördük. Tatilin ilk gününü çoğu balıkçı da alabalık kovalayarak geçirmek istemişti anlaşılan. Daha önce güzel balıklar aldığımız çalının yanına yerleşip oltamızı hazırladık. Hemen yanımızda avlanan Romanya’lı bir balıkçıyla tanışıp sohbet etme fırsatımız oldu takımımızı hazırlarken. Sabah irice Lachsforelleler (Salmon Trout) yakaladığını ama kıyıya alırken kaçırdığını söyledi. Bu güzel haberdi, demek ki büyük balıklar önümüzdeki gizemli suların içerisinde bir yerlerde usul usul dolanıyorlardı. Ayrıca merada bugün farklı olarak su üstünde dolanan Goldforelle’leri de seçebiliyorduk. Burada bu turuncu renkli alabalıklardan hiç görmemiştik daha önce. Ava küçük bir jigheade iliştirdiğimiz larva silikonuyla başladık, amacımız bu altın renklilerden tutmaktı ama daha beş atış olmamıştı ki gökkuşağı alabalıklarından (Regenbogenforelle) birisi jigheadi solungacının yanından alıp kalama almaya başladı. Kısa bir mücadelenin ardından balığı kepçeledik ve ilk balığımıza kavuştuk. Av şimdi başlamıştı. Çeşitli yemlerle denemeler yaparak kısa sürede art arda gökkuşağı alabalıkları yakaladık. Bu sırada yanımızdaki Romanya’lı arkadaş da o sabah biz gelmeden kaçırdığı irice kiloluk Lachsforelle’lerden birsini incecik takımıyla çıkartmayı başardı. Bu bizi de daha da heveslendirmişti, porsiyonluk gökkuşağı alabalıkları fırsat verse biz de diğer türlerle karışılacaktık belki. Tüm bu düşünceler aklımızdan geçerken 1 numara tekli iğneli döner kaşığımıza hemen önümüzde bir gölge hamle yaptı ve kalama almaya başladı. Sağlam ve güçlü bir balık olduğu her hamlesinden belliydi, önümüze kadar getirip tam kepçeleyecekken kalama almak yerine kendi etrafında dönmeye ve su üstünde çırpınarak bizden uzaklaşmaya başladı. Kalamayı elimizle tutup balığı kamıştan kendimize çekerek her ne kadar biraz uğraştırsa da bu güzeller güzeli çizgiliyi kepçeye sokmayı başardık. İlk başta mücadelesinden dolayı gökkuşağı alabalığı sansak da çıkardığımızda bunun bir Tiger Forelle (Salmo trutta fario × Salvelinus fontinalis melezi) olduğunu gördük. Daha önce yakaladığımız Tiger Forelle’ler hep daha koyu kahverengi renkli olduğundan açık renkleriyle ilk başta Saibling (Brook Trout) zannettiğimiz bu balık desenleriyle kendini ele vermişti, Brook Trout’larda desenler çizgisel değil noktasaldı. Artık avı bitirebilirdik ama aklımız hala o altın renkli alabalıklardaydı. Bu balıklar iriceydi ve yüzeyde ara sıra görüntü veriyorlardı. Çoğu sahte yeme alışmış olmalılardı, klasik döner kaşık ve spoon kullanmak olmazdı, bu yemleri tanıyorlardı zaten muhtemelen. Daha farklı bir şeyler gerekiyordu, daha orijinal ve daha niş. Aklımıza yine o ava başladığımız silikon larvalar geldi. Elimizdeki en orijinal yem buydu bizce ama yemi sunuş biçimimiz yanlıştı belki de. Geçen bir forumda okumuştuk, Akdeniz’de avlanan bir amatör balıkçı özellikle son yıllarda Kıbrıs, Mersin ve Antalya’da bolca çıkan Kızıldeniz göçmeni Bigfin Reef Squidleri (Japon kalamarı der oradaki yerliler) (Sepioteuthis Lessoniana) görüp görüp yakalayamamaktan yakınıyordu. Bir başkası ise sorunun kaynağını aslında yemin rengine veya sen avı görüyorsan av da seni görüyordur hipotezine değil de kullandığı zokanın hızlı batmasına dayandırmıştı ve daha yavaş batan super shallow bir zoka kullanmasını tavsiye etmişti. Belki bunu da tutmak istediğimiz alabalıklara uyarlayabilirdik. Yemi zokasız atacaktık. Sorun erim değildi, yemin sunumuydu. Neckar Nehri’nde yakaladığımız iri kasnalarda kullandığımız bu minimalist yöntemi mısır yerine silikon larva kullanarak uygulasak yemimiz doğal halde süzülerek yavaşça batacaktı. Klipsimizden jigheadi çıkartıp halkalı bir iğne taktık ve silikonu suyla buluşturduk. Çok geçmeden kilo üzeri bir Goldforelle yemi gözlerimizin önünde alıp kalama almaya başladı. Romanya’lı arkadaşa kepçeye geçmesi için ricada bulunduk ama her dikkatli şekilde kalama vererek kendimize çektiğimizde kepçeyi gören balık tekrardan kalama alıp gözden kayboluyordu. Nihayet balık yoruldu ve üçüncü git-gelden sonra kıyıya almayı başardık bu altın rengi güzelliği. Nicedir hayalini kurduğumuz güzeller güzeli kilo üstü bir Goldforelle’ye kavuşmuştuk sonunda. Bu balıkla beraber avı sonlandırmaya karar verdik ve takımlarımızı toplayıp eve doğru yola koyulduk. Toplamda bir Goldforelle, bir Tigerforelle ve 8 adet Regenbogenforelle tuttuğumuz unutulmaz bir av gerçekleştirmiş olduk. Oltamıza gelen ve gelmeyen bütün balıkara sonsuz teşekkürler. Oltanız suda balığınız bol olsun.
Daiwa Lexa Travel-Spin 240cm 15-40g
Daiwa 17 Fuego LT 3000DC – Custom Tuned
Daiwa J-Braid Chartreuse X8 0,16mm
Daiwa Tournament Flourocarbon Schock Leader 0,35mm
Cormoran Bullet Single copper #1
Kendo Zero Arise 60s
Kokulu Silikon Larva







