05.04.2026 – Baden-Württemberg / İki gün önceki verimli geçen alabalık avımız bizi motive etmiş, daha yakındaki meralarda da hayalini kurduğumuz balıklara kavuşmak için cesaret vermişti. Aklımıza ilk olarak geçen yıl yaz ayında fark ettiğimiz ana Neckar Nehri’nin üçe bölünüp sığlaştığı bir merada gezinen Nase, (Karaburun, Chondrostoma nasus) balıkları geldi. Bir önceki gün bisikletle meraya oltamız olmadan keşfe gidip bu balıklar acaba gelmişler mi, aktifler mi diye gözlem yaptık. Mera geçen yaz bıraktığımız gibiydi. Ayrıca birkaç gündür şaşırtıcı şekilde yağmayan yağmur sayesinde (burada beş günün dördünde yağmur yağıyor.) su berraklaşmış ve bulunduğumuz yerden dip görünür hale gelmişti. Soğuk havaya aldırmadan oturup beklemiştik ve bir saatlik gözlem sonucu iri balıkların da aralarında olduğu pek kalabalık olmayan birkaç sürüye denk gelmiştik. Korkusuzca ve sakince usul usul süzülüyorlar, dipteki kayaların ve yosunların arasını karıştırıyorlardı. Dönerken markete uğrayıp paskalyadan dolayı bir daha açık bulamayız diyerekten mısır ve en ucuzundan sandviç ekmeği aldık. Ertesi gün öğle saatlerinde meraya vardık. Bu sefer sadece balıkları gözlemeyecek, aynı zamanda oltamız aracılığıyla bağ kurmaya çalışacaktık bu turuncu yüzgeçli ince uzun güzelliklerle. Bağlanmamak ama bağ kurmak, mevzu bundan ibaretti. Herkes kendi yoluna gidiyordu bu mevzunun sonunda, olması gerektiği gibi. Meraya vardığımızda yine bir önceki günkü gibi birkaç balığı tekli gezerken gördük. Olta atmak için bir önceki gün gözümüze kestirdiğimiz taş düzlükte bir çift piknik yapıyordu. Biz de az ileriye geçip takımları çıkarttık. Hava parçalı bulutlu olmasına rağmen sağanaklarla 27 knota kadar çıkan bir rüzgâr esiyordu ama bulunduğumuz bölge nispeten bu şiddetli rüzgârı kesiyordu. Çevredeki insanların kuşkulu, meraklı ve sorgulayıcı bakışları arasında oltamızı ve kepçemizi hazırlayıp iğnemize küçük bir parça ekmek taktık. Bulunduğumuz bölge pek sakin olmayan,  insanların yürüyüş yaptığı bir dere kıyısıydı. Çevredekilerin bakışlarından hayatlarında pek oltacı görmedikleri belliydi. Onlara aldırış etmeden yemimizi ileri doğru gönderdik ama yeterli mesafeye ulaşamıyorduk, daha uzağa atmamız gerekiyordu. Çantamızda duran kıstırma kurşunlardan 2 gramlık bir kurşunu shock leaderı ve ipin düğümlendiği yerin hemen yanına misinaya takıp atışlara yeniden başladık. Balıklar yeme ilgi gösteriyorlardı, bu iyi haberdi çünkü geçen yıl canlı kurt ve solucan atmamıza rağmen pek hareket olmamıştı bu merada. Belki sunumdan belki de sonsuz değişkenlerden biri yüzünden bugün en azından takip ediyor, yemin etrafında yüzüyor ve zaman zaman da ağzına alır gibi yapıyorlardı. Belki de su pek derin olmadığından bizi görüyorlardı ve bu yüzden bu kadar nazlı ve çekingendiler. Derken yine uzağa attığımız yem hafif kıstırma kurşunun etkisiyle dibe doğru süzülürken bir gölgenin tarafından alındı. Hemen tasmalamayıp balığın biraz yüzmesine fırsat verdikten sonra hafifçe tasmaladık ve mücadele başladı. Balık beklediğimizden de sağlam basıyordu. Kaçırmamaya dikkat ederek kalamayı kıstık ve kontrolü sağladık. Hafif akıntının da etkisiyle aşağıya doğru yüzen balığı kısa sürede durdurmayı başarmıştık. Önümüze kadar yaklaştırdığımız balığı kepçeleyip kıyıya aldık. Bu beklediğimiz tür olmasa da güzeller güzeli sapsarı pullarıyla harika bir tatlı su kefaliydi. Bölgemiz balıklarındaki karakteristik turuncu yüzgeçleriyle ışıl ışıl parlıyordu sudan çıktığında. Bizi gören yarı Fransız yarı Alman çocuklu bir aile hemen yanımıza gelip şaşkınlıkla bir sürü sormaya başladılar. Bir yandan onların bitmeyen sorularını yanıtlarken bir yandan da bu güzel kasnayla karşılaştığımız unutulmaz anı fotoğraflayarak ölümsüzleştirdik. Avın devamında çok geçmeden bir vuruş daha alsak da hem kalamayla fazla oynadığımız için hem de sağlam tasmalayamadığımız için balığı kıyıya çekemeyerek kaçırdık. Bazı avlarda balık kaçırınca av bir anda kesiliyor bir daha asla vuruş alamıyoruz. Bu avda böyle oldu. Kaçırdığımız balıktan sonra 4 saat kadar denesek de yayılımdaki balıkların hepsi ilerdeki bir ağacın dibine girdiler ve yemlere olan bütün ilgilerini kaybettiler. Sadece ekmek değil mısır da denememize rağmen ilgilerini tekrar çekmeyi başarmadık. Arada sırada meraya uğrayan kuğular da meramızı bozup suya attığımız yemleri yiyip ortalığı karıştırınca birkaç istisna hariç başka balık göremedik. Akşama doğru güneş batmadan hava soğuyup bulutlanınca avı sonlandırdık ve eve doğru yola koyulduk. Her şeye rağmen, gördüğümüz balıkları avlamanın zevkine vardığımız ve güzel bir kasna yakaladığımız unutlmaz bir av gerçekleştirmiş olduk. Oltamıza gelen ve gelmeyen bütün balıklara sonsuz teşekkürler. Oltanız suda balığınız bol olsun.

Daiwa Lexa Travel-Spin 240cm 15-40g
Daiwa 17 Fuego LT 3000DC – Custom Tuned
Daiwa J-Braid Chartreuse X8 0,16mm
Daiwa Prorex Fluorocarbon Leader Super Soft 0,36mm
Mini Klips + Halkalı iğne + Ekmek içi














Bu blogdaki popüler yayınlar