17-18.05.2026 / Balıkesir – Soğuk geçen bir kış döneminin ardından havalar ısınmaya başlamış biz de Almanya’nın yağmurlu ve gri atmosferinden iki haftalığına ülkemizin masmavi güneşli gökyüzüne, kristal mavisi sularına dönmüştük. Gelir gelmez ilk iş İstanbul’da LRF yaparak avlara başladık, gündüz vakti gerçekleştirdiğimiz bu avlarda sadece küçük bir dişi lapin balığıyla yolarımız kesişti ve gördük ki kefallerin sürüler halinde kendisini göstermesi için sular daha yeterince ısınmamıştı. Ardından hafta sonu daha sıcak sularda olta atmak için bir plan yaptık ve Kuzey Ege’nin girintili çıkıntılı coğrafyasında daha önce av yaptığımız bir bölgeye doğru yola koyulduk. İlk gün hava yağmurluydu ve kuvvetli esen lodos nedeniyle değil olta atmak deniz kıyısında durmak bile yeterince zorluydu. Ertesi gün, pazar günü, öğlene doğru yine LRF takımlarımızla hem yeni yerler keşfetmeye hem de balık durumunu gözlemlemeye deniz kıyısına gittik. Limanın içinde bir sürü gümüş balığı, kefal, sargoz ve karagözler kendini gösteriyordu. Hareketli şekilde olta atıyorduk ve teknelerin, iskele ayaklarının altında denemeler yapıyorduk. Derken minik jigimize dipte sağlam bir balık yapıştı, çektiğimizde bunun güzel bir kupes balığı olduğunu gördük. Bu noktada ısrarla denemelere devam etsek de minik bir gobi kaya balığı hariç başka vuruş olmadı ve ilerlemeye devam ettik. Yarım saatlik bir yürüyüşün ardından bir kumsal şeridine vardık. Burada kefaller suyun dışına sıçrıyor, neredeyse bulunduğumuz yerden görülebiliyorlardı. Yanımızdaki birkaç parça ekmekle bu sürüden birkaçını yakalamaya çalışsak da pek beslenme konusunda pek aktif değillerdi. Güneş yükselmişti ve dönüş yoluna geçtik. Bu sırada yürürken kayaların ve taşlıkların üzerinde mürekkep lekeleri fark ettik. Hem de tazeydiler, bu hafta içinde oluşmuş olmalarılardı. Zaten akşam uzaktaki meramıza kafadan bacaklı avına gidecektik o yüzden bu izler bizde bir soru işareti oluşturmuştu. Acaba aradığımız şey bize beklediğimizden daha mı yakındı? Akşam bu meraya gitmeye karar verdik ve güneş batmadan bir buçuk saat önce Eging takımlarımızla merada atışlara başlamıştık. Shimano’nun Sephia Xcounter 3.0 natürel renk bir modelini kullanıyorduk. Bu zokada glow yoktu ama siyah ve beyaz natürel desenlerin etkili olacağını düşünüyorduk. Diğer takımda da her koşulda atılabilecek en genel geçer zokalardan Fladen Wog 3.0 vardı. Nedense 3.5 luk zokalar bize biraz büyük gözükmüştü o yüzden hem erim hem de lokmalık olması açısından 3.0 lık zokalara şans vermiştik. Merada daha önce hiç görmediğimiz mercanımsı şemsiye şeklinde bir yosun yapısı vardı ve dibe yakın olduğumuzda zokalarımıza takılıyordu. En azından dibe sağlam tutunmadıklarından ve ayıklaması kolay olduğundan pek bir sorun teşkil etmiyorlardı. Heyecanla at çek yaparken saat 7ye doğru uzakta dipte oltamıza bir ağırlık takıldı. Bu kafa atmayan ağırlık kalama alıyorsa tek bir şey olabilirdi: Bir kafadan bacaklı. İyi ayarladığımız kalamamamızla kendisini kısa sürede kıyıya aldık. Bu güzeller güzeli bir sübyeydi. Belli ki sinirlenmiş, her tarafa mürekkep fışkırtmıştı kıyıya çıkınca. Neyse ki kendimizi sakındık ve üstümüz kirlenmedi ama taşın üzerinde siyah mürekkepten kalıcı bir iz oluşmuştu. Kendisiyle fotoğraflar çekilip ait olduğu yere, yuvasına geri gönderdik. Avın devamında başka ziyaretçimiz olmadı ve saat 10a doğru avı sonlandırdık. Ertesi gün, pazartesi günü sabahın altısında kalkıp altı buçukta meraya vardık. Bu sefer mera olarak daha merkezi bir yer seçmiştik. Rıhtıma bağlı olan teknelerin arasında avlanacaktık. Güneş iyice yükselene kadar iki sübye görmüştük ama birisi zokamıza hiç ilgi göstermemiş, diğeri ise zokamızı ıskalamış, oltamıza takılmamıştı. Saat sekiz buçuğa kadar yer değiştirip durmuştuk ama pek bir hareket olmamıştı. Zokamızı değiştirmeye karar verdik ve canlı renkli 3.5luk zoka yerine daha natürel yeşil renkli 2.5luk ucuz bir zoka taktık, markasını bile bilmiyorduk bu çantada bulduğumuz zokanın. Ardından ilk sübyeyle buluşmamız gecikmedi, maviliğin derinlerinden gelen sübyenin dokunaçlarının sudaki hareketini görmek bizi sevindirmişti. Bu gelen güzelliği sevip fotoğraflayıp ait olduğu yere geri gönderdik. Hızlı çekince sübyeler mürekkep üretmeye fırsat bulamıyor, ortalık daha temiz kalıyordu. Az ilerdeki sığlık taşlık yerde de denemeler yaparken meraklı bir sübye zokamızı yavaş yavaş çekerken hızla gelip tek seferde yemi alınca eğlenceli bir mücadele daha yaşadık. Bu ikinci sübye de birincisi gibi mürekkep üretmeye fırsatı olmadan karaya çıkmıştı. Onu da fotoğraflayıp arkadaşının yanına Ege’nin mavi sularına gönderdik. Belki anlatıyorlardı diğerlerine öbür tarafa gittik geldik diye şimdi. Gelenler, gidenler ve iz bırakanlarla harka bir av macerası yaşadık. Oltamıza gelen gelmeyen bütün balıklara ve kafadan bacaklı dostlarımıza sonsuz teşekkürler. Oltanız suda balığınız bol olsun.
Daiwa Emeraldas RX LT 2500XH-DH Spool
Gosen Answer Eging x8 PE0.8 16lb
Varivas Avani Eging Premium Shock Leader VSP Fluorocarbon 0.26mm 12lb
Shimano Sephia Clinch Xcounter Rattle 3.0
Markasını bilmediğimiz zoka 2.5
Okuma Ceymar c-25 (Spool: Okuma Inspira ISX-30b)
Daiwa J Braid x4 13lb + Powerline Super Premium 0.22 mm
Savage Gear Psycho Sprat
2.5 gram Jighead + Berkley Gulp Saltwater Sandworm 5cm















