23-27.05.2026 / Muğla – Geçen haftaki sübye avımızın ardından daha sıcak denizlere inmiş, bu sefer Güney Ege’nin turkuaz mavisi sularında oltamızı atmak üzere planlar yapmıştık. Arada geçen sürede İstanbul’da çapari ve silikon yemlerle denemeler yapmış ve küçük bir hani balığı, gümüş ve istavritler harici pek ziyaretçimiz olmamıştı. Hedefimizde nicedir yakalamanın hayalini kurduğumuz uzun yüzgeçli resif kalamarı (bigfin reef squid- Sepioteuthis lessoniana) vardı bu sefer. Ağırlıklı olarak eging avlarına öncelik vereceğimizden yanımıza çeşit çeşit kalamar zokaları almıştık. Cumartesi günü öğleden önce teknelerin bağlı olduğu uzun sahil şeridini LRF takımlarımızla yoklamaya başladık. Küçük kalamar zokaları ve jigler deniyorduk. Suyun altı hareketliydi, merakla gelip yemi büyülenmişçesine izleyen kaya balıkları, yemin etrafında dört dönen horozbinalar ve saldırmakta kararsız karagözlerle selamlaştıktan sonra, bir teknenin altında 2.5luk zokamızın etrafına gelen iki küçücük sübye gördük. Zokamıza kollarıyla sarılıyorlar ama minnacık oldukları için takılmıyorlardı. Daha lokmalık bir yem atmalıydık. Civardaki bakkala gidip bunun üzerine tekne için olan kurşunsuz yumuşak küçük egi zokalarından aldık. İlk sefer halata taksak da ikinci denemede bu minnacık sübyelerden birisini yakalamayı başardık. Avlamak değil bağ kurmaktı mesele. Hemen fotoğraflayıp bu minnağı suya geri gönderdik. Biraz sarhoş olsa da kendine kısa sürede gelip teknelerin arasındaki suyu mürekkebe bulayarak gözden kayboldu. Avın devamında öğle saatlerinde kıyıda sabah selamlaştığımız balıkçı amcanın kovasında sokkan balıkları olduğunu gördük ve sohbet etmeye başladık. Pelet yemi ıslatarak hamur haline getirip üçlü iğneye basıyordu. Bu takımı yılandili gibi bir sistemle 5 cmlik iki köstek olarak bedende 15 gramlık gezen kurşun olan bir fırdöndüye bağlamıştı. İleriye atıyor, dibe inmesini bekliyor ve vuruş geldiğinde tasmalayarak balığı alıyordu. Bu yöntemi LRF kamışımızı kullanarak biz de uygulayabilirdik. Kendisine onun hamurundan kullanmamız karşılığı yakaladığımız balıkları vermeyi teklif ettik ve bu bizim için yeni olan yöntemi deneme fırsatı bulduk. Bu yöntemle bir saat içinde üç kadar sokkan balığı ve birkaç gopes yakaladık. Sokkanlar kendilerinden beklenmeyecek şekilde sağlam basıyor, adeta bir karagöz gibi kalama alıp LRF kamışımızı zorluyorlardı. Sokkan balığı da Süveyş kanalı göçmeni istilacı bir balık olsa da bölge balıkçılığında hem sportif hem de ekonomik olarak yer edinmiş bir tür. Öğleden sonra yemin azalmasıyla avımızı bitirdik. Pazar günü nicedir denemek istediğimiz bölgenin en önemli körfezlerinden birinin kuzey kıyılarında kalamara denemek üzere güneş batarken gözümüze kestirdiğimiz iskelenin üzerinde yerimizi aldık. Ortalık biraz kalabalıktı, iskelede sohbet edenler, denize atlayanlar ve bağıran çağıranlar derken çoğu meramızdaki sakinlik burada yoktu. Ama yerdeki mürekkep izleri başka bir hikâye anlatıyorlardı. Güneşin batmasıyla ortalık sakinleşti ve rahatça çalışmaya başladık. 3.0’lık Yo-Zuri marka ZLOG renk AURİ-Q zoka atıyorduk ve bu zokaya hem ustaların tavsiyesi hem de başkalarının yapmış olduğu avlardan dolayı güveniyorduk. Tek eksiğimiz kalamarlardı. Güneşin batmasıyla oluşan turuncu alacakaranlıkta dipte hafif bir vuruş aldık ve tasmalamamızla bunun küçük ve muhteşem güzellikte bir ahtapot olduğu gördük. Kısa ömrü olan ve hızlı büyüyen ahtapot ailesinin bu yıl dünyaya gelmiş üyelerinden olmalıydı bu ufaklık. Kendisini sevip fotoğraflayıp yuvasına geri gönderdik. O gün başka vuruş alamadık ve avı sonlandırdık. Mera konumu gereği umut vadediyordu, tekrar gelecektik buraya. Pazartesi günü akşam cumartesi av yaptığımız kıyıya, ufaklar buradaysa büyükler de buradadır düşüncesiyle tekrardan gittik. Şansımıza tam av yapacağımız bölgeye ağ seriyorlardı ve bu biraz umut kırıcıydı. Sahil şeridinin daha da uç noktasına kadar yürüyüp bütün bölgeyi çeşitli zokalarla tarasak da vuruş alamadık ve dönüş yolundayken son bir kez limanın içinde de denemeler yapmaya karar verdik. Burada double glow Duel marka bir zoka atıyorduk ve teknelerin arasındaki karanlığa gönderdiğimiz 3.0’lık zokamız bir kafadan bacaklıyla buluşup bize geri geldi. Bu meraklı w şeklindeki gözleriyle güzeller güzeli bir sübyeydi. Gece karnı acıkmış olmalı ki limanda av arayışına çıkmıştı. Karaya çektiğimizde sinirlenip ortalığa mürekkep fışkırttı ve beton iskelede kolay çıkmayacak bir iz bıraktı. Bu güzelliği de fotoğrafladıktan sonra vakit kaybetmeden yuvasına geri gönderdik. Diğerlerine söylemiş olmalı ki bir süre başka vuruş alamadık. Gecenin ilerleyen saatlerinde Yamashita marka daha küçük bir zokaya geçince iyi bir vuruş daha aldık ve bu gelen ziyaretçimiz de güzel bir sübyeydi, onu da arkadaşlarının yanına yuvasına geri gönderdik. Merada arada kendini gösteren dev sübyeyi her ne kadar uğraşsak da bir türlü kandıramadık, zokamızın kafasına ve gövdesine hamle yapıyor ama arkasında bulunan iğnelere takılmıyordu. Gece saat geç olunca ve iri sübyeye bir daha rastlamayınca avı sonlandırdık ve eve koyulduk. Salı günü de bir yat iskelesinin üzerinde denemeler yapsak da “Burada balık tutamazsınız yasak.” diyenlerle polemiğe girmedik, yer değiştirdik ve gittiğimiz diğer merada da balık alamadık. Çarşamba günü bu bölgedeki balığa gidebileceğimiz son günümüzdü. Hayalimizdeki bigfin reef squid’i tutmak için belki de son şansımızdı. Açık deniz olmasından dolayı ahtapotu aldığımız meraya gittik ve saat 7.30 gibi atışlara başladık. Farklı bir yöntem deniyorduk, 2.5luk zokanın ucuna 10 gramlık armut kurşun takmıştık ve 8.30a kadar bu sistemle denemeye devam ettik. Vuruş yoktu. O sırada meraya yeni gelenler oldu, onlar da kalamara atıyordu. Derken zokamızı taktığımız fırdöndülü klipsin açıldı ve zokamızı kaybettik. Bu bahaneyle ahtapotu aldığımız sahteye döndük ve atışlara devam ettik. Daha önce bölgede iyi avlar yapmış bizden daha genç bir balıkçıdan aldığımız duyumlara göre aradığımız tür burada çıkıyordu ve özellikle gece saatlerinde av veriyordu. Saat 9’a yaklaşırken açıkta dipte hafif bir vuruş aldık, kamıştaki hareketten belliydi ki bu bir kafadan bacaklıydı. Büyük bir heyecanla kıyıya aldığımız bu müthiş canlının bölgedekilerin japon kalamarı olarak da adlandırdığı bir uzun yüzgeçli resif kalamarı olduğunu gördük. Çok sevinmiştik. Kıbrıs’da, Mersin’de, Japonya’da ve Kızıldeniz’de avlanan, Eging yönteminin dünya çapındaki hedef balığı, Süveyş Kanalı ile denizlerimize giren nicedir yakalamak istediğimiz türdü bu. Bu Aori-Ika’ydı. Üzerindeki çizgiler ve altın sarısı renkleriyle harika gözüküyordu. Kendisiyle fotoğraflar çekilip bu anı unutulmaz kıldıktan sonra gizemli sulara geri gönderdik. Avın devamında başka vuruş alamasak da avın sonuna doğru Akdeniz foku olduğunu tahmin ettiğimiz irice bir karaltı gördük, ilk başta dalgıç olduğunu zannedip “Abi,Usta” diye bağırsak da ne olduğunu tam göremeden kısa sürede uzaklaştı. Bu güzel anıyla hem avımızı hem de Güney Ege’deki maceramızı noktaladık. Güzel balıklar tuttuğumuz, yeni türlerle tanıştığımız ve birbirinden değerli tecrübeler edindiğimiz unutulmaz bir serüven oldu bizim için. Hem Eging yöntemiyle ülkemiz sularında sistematik ve verimli av yapmanın mutluluğunu yaşadık, hem de Bigfin Reef Squid’le karşılaşarak hayallerimizdeki bir türle bağ kurma fırsatı bulduk. Oltamıza gelen ve gelmeyen bütün balıklara ve kafadan bacaklılara sonsuz teşekkürler. Oltanız suda, balığınız bol olsun.
Daiwa 23 LT 2500 Custom
Daiwa Emeraldas RX LT 2500XH-DH Spool
Gosen Answer Eging x8 PE0.8 16lb
Varivas Avani Eging Premium Shock Leader VSP Fluorocarbon 0.26mm 12lb
Yo-Zuri Auri-Q Cloth 3.0
Duel Ez Q Dartmaster Search Double Glow 3.0
Yamashita Egi-Sutte 2.5N
Okuma Ceymar c-25 (Spool: Okuma Inspira ISX-30b)
Daiwa J Braid x4 13lb + Powerline Super Premium 0.22 mm
Ryuji Soft Squid
Gezer Kurşun + Üçlü İğne + Pelet Yem
Gümüş Çaparisi
















